BU RÜYAYI SİZDE YAŞAMAK İSTEMEZMİSİNİZ ?? Merhaba, Homelink'in HİÇ KONAKLAMA BEDELİ ÖDEMEDEN TÜM DÜNYAYI sınırsız gezme fırsatı veren olağanüstü sistemine HOŞGELDİNİZ !! www.homelinkturkey.com ve www.homelink.org sayfalarımız dünyada her ülkeden ziyaretçilere açıktır. Türkiye web sayfamızın sol tarafında "Ziyaretçi" girişinden her ülkedeki tüm üyelerin evlerine erişebilirsiniz! "Veri Tabanı" ana sayfasından düşlediğiniz yerleri seçin ve sayfalarını gezin! Üyelerimizin kiml

Homelink Üyelerinin Anıları

20/10/2009 ·

İsrailden posta kartımı nihayet aldım. Geçen yıldan beri yazıştığım ve 2009 da Homelink sistemi dahilinde evlerimizi değiştireceğimiz Alman dostum Michael bu yıl yine Homelink sistemi ile İsrail 'e gitti.

Ailesi ile beraber bir yıldır bu tatilin hayalini kuruyorlardı ve nihayet gittiler.
Gider gitmez bana posta kartı atmış. Gerçi elime geçmesi onun tatil dönüş maili ile aynı zamana geldi ama neyse...

Bu sistem cidden ekonomik bir sistem dünyanın her yerini gezmenize olanak vermesinin yanı sıra çok daha muazzam bir yararı var. Dünyanın her yerinden dostlar kazanabiliyorsunuz! Ve ülkenizin gönüllü turizm elçiliğini yapabiliyorsunuz.
Dedim ya Michael ile 2 yıl önce kararlaştırdık 2009 yazı değişimini... Ve bu güne değin hemen hemen her on günde bir mail yazdık birbirimize zaman içerisinde konular değişti özel hayatlarımız, iş hayatlarımız, sıkıntı ve bunalımlarımızı yazarken bulduk kendimizi... Ve her mailimizin sonu "2009 'u bekliyoruz dört gözle " ibaresi ile bitti.

Evet geçtiğimiz günlerde posta kartını aldım nihayet , heyecanla beklediği tatilden atmaya söz verdiği kartı...

İsrail 'de bir Alman ailesi bir İsrail ailesi tarafından ağırlandı. Çok ama çok güzel vakit geçirmişler. Ama duygusal anlarda yaşamışlar bir gece Michael ve ailesi kendileri ile ev değişimi yapan ailenin yaşlı amcasına gitmişler ziyarete;
bu yaşlı adamcağız 1938 yılında henüz daha çok ama çok gençken Nazi zulmünden kaçmak için Almanya'yı terk etmek zorunda kalmış ve aradan geçen onca yıl bir daha Almanyayı görmesine olanak vermemiş. Film gibi değil mi? Michael son derece duygulandığını yazmış satırlarında çok etkilendiğini... Yaşlı amca ile konuşurken duygusal anlar yaşadıklarını ve inanılmaz bir gece geçirdiğini anlatmış bana, Türk dostuna !

Dünya ne denli küçük ve bizler; duygularımız ne denli aynı insan olarak... Milliyet dil din ırk gözetmeden...
Hemen cevap yazdım ona... "Keşke" dedim, "Keşke ben de olabilseydim tam o anda yanınızda" .... satırlarını okurken göz yaşlarıma engel olamadım... Politikacıların, din tacirlerinin asırlardır titizlikle aramıza soktukları farklılıkları bizler insan kalplerimizle aşacak mıyız yoksa diye umuda kapıldım.

Şimdi sevgili dostlarım 2009 'u bekliyoruz. Ben olasılık yine çalışacağım ve gidemeyeceğim her zaman ki gibi ailem gidecek bu tatile bensiz... Ancak bu kez ben üzülmüyorum. Çünkü ne de olsa sevgili arkadaşım ve ailesi gelecek evime misafir olmaya...

Yorum (yok) Yorum yaz!

Homelink Üyelerinin Anıları

20/10/2009 ·

İsrailden posta kartımı nihayet aldım. Geçen yıldan beri yazıştığım ve 2009 da Homelink sistemi dahilinde evlerimizi değiştireceğimiz Alman dostum Michael bu yıl yine Homelink sistemi ile İsrail 'e gitti.

Ailesi ile beraber bir yıldır bu tatilin hayalini kuruyorlardı ve nihayet gittiler.
Gider gitmez bana posta kartı atmış. Gerçi elime geçmesi onun tatil dönüş maili ile aynı zamana geldi ama neyse...

Bu sistem cidden ekonomik bir sistem dünyanın her yerini gezmenize olanak vermesinin yanı sıra çok daha muazzam bir yararı var. Dünyanın her yerinden dostlar kazanabiliyorsunuz! Ve ülkenizin gönüllü turizm elçiliğini yapabiliyorsunuz.
Dedim ya Michael ile 2 yıl önce kararlaştırdık 2009 yazı değişimini... Ve bu güne değin hemen hemen her on günde bir mail yazdık birbirimize zaman içerisinde konular değişti özel hayatlarımız, iş hayatlarımız, sıkıntı ve bunalımlarımızı yazarken bulduk kendimizi... Ve her mailimizin sonu "2009 'u bekliyoruz dört gözle " ibaresi ile bitti.

Evet geçtiğimiz günlerde posta kartını aldım nihayet , heyecanla beklediği tatilden atmaya söz verdiği kartı...

İsrail 'de bir Alman ailesi bir İsrail ailesi tarafından ağırlandı. Çok ama çok güzel vakit geçirmişler. Ama duygusal anlarda yaşamışlar bir gece Michael ve ailesi kendileri ile ev değişimi yapan ailenin yaşlı amcasına gitmişler ziyarete;
bu yaşlı adamcağız 1938 yılında henüz daha çok ama çok gençken Nazi zulmünden kaçmak için Almanya'yı terk etmek zorunda kalmış ve aradan geçen onca yıl bir daha Almanyayı görmesine olanak vermemiş. Film gibi değil mi? Michael son derece duygulandığını yazmış satırlarında çok etkilendiğini... Yaşlı amca ile konuşurken duygusal anlar yaşadıklarını ve inanılmaz bir gece geçirdiğini anlatmış bana, Türk dostuna !

Dünya ne denli küçük ve bizler; duygularımız ne denli aynı insan olarak... Milliyet dil din ırk gözetmeden...
Hemen cevap yazdım ona... "Keşke" dedim, "Keşke ben de olabilseydim tam o anda yanınızda" .... satırlarını okurken göz yaşlarıma engel olamadım... Politikacıların, din tacirlerinin asırlardır titizlikle aramıza soktukları farklılıkları bizler insan kalplerimizle aşacak mıyız yoksa diye umuda kapıldım.

Şimdi sevgili dostlarım 2009 'u bekliyoruz. Ben olasılık yine çalışacağım ve gidemeyeceğim her zaman ki gibi ailem gidecek bu tatile bensiz... Ancak bu kez ben üzülmüyorum. Çünkü ne de olsa sevgili arkadaşım ve ailesi gelecek evime misafir olmaya...

Yorum (yok) Yorum yaz!

HOMELİNK RADİKAL GEZETESİNDE!!!

13/10/2009 ·

17/04/2004

"1953'de Amerikalı öğretmen David Ostroff, meslektaşlarının evlerini yaz tatili öncesi listeliyor. Daha sonra listeleri diğer meslektaşlarına göndererek gelecek yaz tatilinde evlerini karşılıklı olarak değiştirmeyi teklif ediyor.

ÇAĞ ÇALIŞKUR (Arşivi)

SİSTEM NASIL DOĞDU?
"1953'de Amerikalı öğretmen David Ostroff, meslektaşlarının evlerini yaz tatili öncesi listeliyor. Daha sonra listeleri diğer meslektaşlarına göndererek gelecek yaz tatilinde evlerini karşılıklı olarak değiştirmeyi teklif ediyor. Bu olay, eğitimcilerin arasında rağbet görerek yaygınlaşıyor. 1960'da David Ostrof bu girişimini tatil değişim kulubü olarak kurumsallaştırıyor. Amaç, her yıl yaz tatillerini değişik tatil yörelerinde geçirmek... Aynı dönemde İngiltere'de Jan Ryder, benzeri bir uygulamayla ev değişimi yapıyor, kısa süre içinde her iki girişimci işbirliği yapmak üzere anlaşıyorlar.
60-70'li yıllarda HomeLink Association adını alan kuruluş dünyada hızla yayılıyor.
Kuruluşa Avustralya, Belçika, Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya, Hollanda Portekiz İspanya, İsveç, İsviçre ve Amerika temsilcilik ofisleri açarak dahil oluyor. Daha sonra bu ülkeleri aralarında Türkiye'nin de olduğu birçok ülke izliyor. 1990'da internetle birlikte yılda üç defa yayınlanan 800 sayfalık kataloglar ile üyelerin kendilerinin de düzenleyebilecekleri web sayfalarıyla sistem en son teknolojiye kavuşuyor. Böylece tüm dünyadaki üyeler birbirine bağlanmış oluyor." www.homelinkturkey.com
Homelink Türkiye'nin temsilcisi
Programın işleyişi hakkında genel bilgi verir misiniz?
Hayal bile edemiyeceğiniz ülkelere sadece yol parası verip, sizi o ülkenin bir insanı gibi yaşatacak bir program. 'Non profit' yani kâr amacı gütmeyen bir üyelik sistemi ile çalışıyor. Sistem pek çok konuda karşılıklı imkân paylaşımını içeriyor.
Pratikte nasıl uygulanıyor?
Yazlık ya da kışlık bir eviniz var. (Kirada oturmakta olduğunuz ev bile sistemin kullanılması için mümkün). Evinizin nerede ve hangi dönemlerde boş olduğunu, gelecek değişimci ailenin yanınızda mı kalacağını ya da evi kiraya mı vermek istediğinizi vb. özellikleri bildirerek sisteme katıldınız. Seyahat planına sıra geldi; gitmeyi planladığınız ülke ve şehri, sonra dönemlerinizi adınıza oluşturulacak web sayfalarına ve katologlara ileteceğiz. Size bir üyelik numarası ve şifre verilecek. Gerek internet database'inden gerekse katalogdan gitmek istediğiniz ülke ve şehirlerdeki değişimcilere hemen maillerinizi gönderebileceksiniz. Bu arada seçtiğiniz değişim çeşidine göre size yurtdışından istekliler de mail göndermeye başlayacak. Seçiminizi yapıp valizlerinizi hazırlamaktan başka yapacak bir iş kalmıyor.
Diğer ülkeler ve Türkiye'yi bu sistemi kullanmaları açısından değerlendirir misiniz?
Türkiye aslında sisteme çok yeni katıldı, bir yılı henüz geçtik. Yine de bazı ülkelerden daha fazla üye kaydettik. Ancak bu üyelikler sürekli değişiyor. Üyeler değişim yaptıktan sonra sayfalarını kapatabiliyor, yeni yılda programlarında gezi varsa yeniden giriyorlar. Sisteme giderek sıcak bakılıyor. Özellikle Youth Exchange-Genç Değişimci programına, öğrencilerden yoğun talep var.
Değiş tokuş yapılırken evler sigortalanıyor mu? Kaybın veya hasarın güvencesi var mı?
Tabii, bunların önemli bir kısmı güvene dayalı aktiviteler, ama sistemde genel olarak 50 yıldır hiç kötü bir olay rapor edilmemiş. Tüm üyeler kendi evlerini bir diğerine adeta teminat olarak bırakmışlar. Daha önemlisi bazı ülkeler "Misafirin verdiği zarar"ı sigorta ettirerek riskleri engelleyebiliyorlar.
Fotoğraflarını gördüğümüz evler gerçek mi?
Evet, üyelerin özellikle web sayfalarında ve kataloglarda evlerinin özellikleri belirtmekte ve gerçek fotoğrafları iletmekte dürüst davrandıklarını söyleyebiliriz. Zaten yanıltıcı davranan üye dünyadaki tüm organizatörler tarafından sistemden uzak tutuluyor.
Otelde kalmaktan neden daha uygun? Ekonomik mi gerçekten?
Hiç şüphe yok; bir düşünün, mail'leşerek yeni bir arkadaş tanıyorsunuz ve o sizi evine hiçbir konaklama ücreti talep etmeden misafir ediyor, hatta isterseniz kendi hayvanını, arabasını ve varsa özel kulüp imkânlarını size bırakıyor, bu kendi evinizdeki gibi bir rahatlık demek. Avustralya'da 6 ay kalsanız otellere para mı dayanır, bir düşünün...
Siz evinizi verdiniz mi hiç?
Ben Kuşadası'ndaki yazlığımı önce İtalya'daki organizatöre tahsis ettim. Karşılığında Venedik yakınlarındaki yazlık konutuna ya da halen oturduğu evine ailecek bizi kabul etti. Avustralya'dan bir aile 2005 yazı için şimdiden yazlık evimize talip oldu.
HOMELINK'TEN DEĞİŞİK SEÇENEKLER
# Home Exchange (Eş zamanlı ev değişimi): Evinizi (Bu sisteme 50 ülkeden tam 17 bin ev ve üye kayıtlı) diğer üyeye tahsis ederken, siz de onun evine gidiyorsunuz. Kira, konaklama ücreti ödenmiyor. Sadece yol paranız ve bulunduğunuz süre için kişisel masraflarınız var. Süre ve zamanlama önemli değil, taraflar bunu karşılıklı tayin ediyorlar.
# Hospitality Exchange (Karşılıklı birlikte misafirlik): Bu ev sahibi ile yabancı ailenin evi eş zamanlı olarak paylaşması demek. Siz ona misafir oluyorsunuz, onlar da ilerde size... Burada da sürede ve zamanlamada karşılıklı mutabık kalmaktasınız, kurulan global dostluklara dair mektuplar sitelerde yayınlanıyor.
# Youth Exchange (Öğrenci mübadelesi): Sistemde üyeler eş zamanlı çocuklarını misafir ediyorlar. Bu, genellikle tatil ayları için revaçta. Güncel bir konu B&B-Bed&Breakfast; oda kahvaltı yani pansiyonerlik; sisteme yazdırdığınız evinize üye kabul ediyorsunuz, bir oda ve sabah kahvaltısı fiyat üyeler için oldukça ekonomik.
# Rental House (Evinizi kiralayın): Ülke, semt ve süreye göre üyelere ekonomik olarak kâr gayesi gütmeden haftalık, aylık, sezonluk olarak evinizi kiraya veriyorsunuz. "Size de yurtdışında bu koşullarda ekonomik kiralık ev öneriyoruz. Haydi masrafları bölüşelim" diyorsunuz.
# Home Sitting (Ev bakıcılığı): Uzun süreli bir tatile giderken evinizin boş kalmasını istemiyorsunuz. Bahçenize, evcil hayvanınıza bakıcı arıyorsunuz. Üye evinizi korumak amaçlı misafiriniz oluyor. Bedel ödemiyorsunuz. O ise evinizi tüm olanaklarından yararlanıyor. Yaşlı ve yanında yardımcı isteyen bir yakınınız var. Sisteme üye olursa genç bir üye de yanında kalarak ona bakıyor. Yani hem eve kira ödemiyor, hem de ev sahibi bakılıyor.
# Weekend House (Hafta sonu evi): Dilerseniz hafta sonu değişim evlerinde üç gününüzü Paris'te, birkaç gününüzü Londra'da geçirebilirsiniz.
Homelink'in bir Türk üyesi
İşadamı Murat Ateşok iki evini değiş tokuş edecek

Homelink'le ne zaman ve nasıl tanıştınız?
Yaklaşık bir yıl önce bir gazete haberini okuduktan sonra. Güzel bir sahil beldesinde yazlık ve narenciye bahçesi içinde güzel bir ev, zaten yılda birkaç kez de yurtdışına çıktığım için iyi bir karar olacağını düşünerek iki evim için de Homelink'e üye oldum.
Sistemin cazip yanları?
Türkiye'de binlerce yazlık ev var, ama yılda üç ya da dört ay oturuyorsunuz. içinde. Diğer yandan örneğin Paris'te tatil yapmayı düşünüyorsunuz, hemen bir exchange yaparak, otellere onca para vermekten kurtulabiliyorsunuz.
Tereddüt etmenize neden olan bir yanı oldu mu?
Önce, hırsızlık konusunda tereddüt etmiştim, çünkü çok fazla tanımadığınız kişilere evinizin anahtarını bırakıp gidiyorsunuz. Daha sonra aldığım bilgilere göre merkezi İngiltere olan Homelink kurulduğundan beri hiçbir hırsızlık olayı bildirilmemiş, bu bana çok ilginç geldi.
Güvenilir buluyor musunuz?
Bence güvenilebilir bir organizasyon. Zaten katılımcılar genelde 5-6 kişilik aileler ve ailecek değişim yapıyorsunuz. Ayrıca onlarla her zaman irtibat kurabilirsiniz.
Hangi ülkelerden üyelerle yazıştınız?
Şu ana kadar Almanya, Hollanda, Fransa, İspanya,
İngiltere, İrlanda, İtalya, Finlandiya, Kanada ve ABD'den ailelerle yazıştım ve halen yazışmaya devam ediyorum. Henüz değişim için bir teklifte bulunmadım. Daha çok bana gelen teklifleri değerlendiriyorum. Zaten benim üyeliğimde "Misafir kabul etme ve eş zamanlı olmayan değişim seçeneği", yani bir anlamda misafir olma ve misafir etme şeklinde.
Katılımcıların genel portresini çizer misiniz?
Türkiyeli katılımcılar genelde yazlık ev sahipleri. Boş duran evlerini değerlendirmek ve çeşitli ülkeler gezip, yeni dostluklar edinmek isteyen kişi ya da aileler. Genelde eğitim düzeyleri yüksek ve yabancı dil biliyorlar. Avrupa ve Amerika kıtasındaki katılımcılar ise çoğunlukla yaşadıkları evi değişmek istiyorlar. Onlarda da en büyük amaç tatil masraflarını en aza indirip ev konforunda keyifli zaman geçirmek.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Dr.Fatma Öztürk Çağatay Hanımın Eşsiz Homelink Macerası

10/9/2009 ·

selamlar
yeni zelandada 42 gun dolastim dun sydneye geldim haftaya melbourne ,birsuru
resim cekiyorum biliyorsunuz canberrada festivale katilacagim ,yeni
zelandada 3 ayri sehirde turk gecesi yaptim.cok guzel geciyor biraz yoruldum
yalniz gectigim heryerden bir suru enformasyon ve bir suru dost edindim
.ayhan daha haziranda katilacak bana.bakalim avustralya nasil gececek .
sevgiler



fatos

Yorum (yok) Yorum yaz!

Homelink Üyesi Fatma Hanımın Anısı

19/8/2009 ·

İtalya seyahatimizin son günlerindeyiz.

Türkiye dönüşü için Viyana üzeri, çok hesaplı uçak bileti buluyoruz..Bunun için önce Venedik    Mestre’den trenle Viyana’ya geçmemiz gerekiyor. Hem uzun bir tren yolculuğu yaparız değişiklik olur, hem de bir gün boyunca Viyana’yı gezeriz diyoruz.Tren biletini internetten almak istiyoruz,ancak nedenini anlayamadığımız bir şekilde bunu beceremiyoruz...

İtalyan dostumuz Giovanni ; ‘’problem yok, son gün sizi Mestre İstasyonu’na 2-3 saat önce götürürüm, biletinizi oradan alıp, trene binersiniz; hatta trene bindikten sonra bile bilet kestirebilirsiniz, endişelenmeyin’’ diyor…

Öyle ya Avrupa burası, İtalya’nın ulaşım sistemi öyle organize olmuş ki; herhangi bir sorun çıkacağını aklımıza bile getirmiyoruz :)

Uçağımız 13 Ağustos 19.30 da , biz 13 agustos gece 01.30 daki Viyana trenine bineceğiz ki, sabah 8.30-9.00 gibi Viyana’da olalım. Hedefimiz bu…

Gece saat 10.00 da Venedik-Mestre İstasyonu’nda oluyoruz. Bilet gişeleri 10 dan itibaren çalışmıyormuş, onu orada öğreniyoruz ne yazık ki !

Tüm uğraşlarımıza rağmen otomatik bilet makinelerinden de bilet alamıyoruz…

Buyurun cenaze namazına!!!

Elimizde kocaman bavullar... Beni bavulların başına emanetçi olarak bırakıp; ( yabancı dili en kötü olan benim ya; nasıl olsa beceremezsin, bari bavulları bekle diyerek :)) istasyondaki tüm makineleri tek tek deniyor bizimkiler…

İngilizce, Almanca, İtalyanca menülerinden ayrı ayrı…

Olmuyor, olmuyor…

Bu arada saatler hızla ilerliyor; elektrikli panolarda Viyana treninin 9. perondan ve saat 01.30 da kalkacağı görünüyor…

Durum net ve kesin yani…Ama bizim hala biletimiz yok!

İstasyon son derece tenha… Yalnızım da zaten…Gerilim filmi gibi vallahi :(((

Derken; kardeşimin ardından bir süre sonra eşim geliyor yanımıza;

- bilet satışı kapanmış ancak, Viyana treninde görevli trenşefini bulduk tesadüfen;'' bizi Viyana’ya götürebileceğini ''söyledi !?

-Nasıl yani?

-Canım yataklı vagonlarda yer varmış,’’ adambaşı 100 euroya götürürüm sizi’’ diyor !?

-Bileeettt???

-Bilet, milet yok işte, kabul ederseniz,’’ bana 3 kişi için 300 euro verirsiniz, sizi 4 kişilik kompartımanda, paşalar gibi götürürüm’’ diyor...

-Ya, biletsiz gidilir mi? Biz zaten yabancıyız, bir de sınır geçeceğiz, bir kontr ol olursa, enseleniriz valla, ömrümüz boyunca yaşamadığımız bir durum…?!

-Eee, çok uzattınız, o zaman binmeyelim, yarınki uçağı da kaçıralım ne dersiniz?!

 

Çaresiz kabul ediyoruz. 9 nolu perona doğru bavullarımızı sürüklerken, Viyana Tren’i gözümüze hayalet tren gibi görünüyor, ıssız peronda, karanlık rayların üzerinde...Bir saat kadar var trenin hareket etmesine ve in cin top oynuyor gecenin sessizliğinde…Bizden başka Tren itaila yolcusu yokmuş gibi hissediyoruz :((

Tren şefi kapıda görünüyor, bizi trene alıyor ve kapısı açık kompartımana giriyoruz…

Adam ,üzerinde üniforması,uzun boylu, atletik yapılı, kır saçlı, yakışıklı bir İtalyan…Çapkın bakışlı, hafif yandan çarklı gülümsemesiyle, kasanova havasında,( Marcello Mastroianni’nin hafif güneşte kurutulmuşu:)) desem…Anlayın artık!

Endişeli ifademizi görünce; bu defa kız kardeşime Almanca açıklıyor durumu:

-Burada yolculuk etmenin bedeli 140 eurodur, ama ben sizden 100 euro alacağım..Ama bilet kesmeyeceğim...

-Ya kontrol olursa, biz ne yapacağız ?

Ukala bir ifadeyle:

-Kontrolü ben yapıyorum, bu treni Viyana’ya götürüp, Maestre’ye getirmek benim görevim...Hiçbir sorun çıkmaz, merak etmeyin!

-Hık...mık…!!!

- Sizin gibi hoş bayanlara hadi biraz indirim yapayım, 300 değil de 250 euro verin...

Bak şimdi!? (Eşim adamın hafif sol yanında duruyor :) Durum kritik yani :)

..........

-Parayı oraya gidince mi, şimdi mi vereceğiz?

Problem yok ama, şimdi verirseniz, iyi olur…

Biraz nutkumuz tutulmuş vaziyette, çıkarıp parayı veriyoruz.

Bize eşlik eden İtalyan dostumuz, bu durumdan dolayı çok üzgün:

‘’Lütfen diğer İtalyanları böyle sanmayın, inanın böylesini ben de ilk defa gördüm’’diyerek, mahcup, bizimle vedalaşıyor, yanımızdan ayrılıyor.

..........

Birazdan sayın trenşefi; 3 şişe su ve 3 takım çarşaf, yastık ve battaniye ile yanımıza geliyor, ‘’iyi yolculuklar’’ dileyerek kapımızı kapatıyor.

!!!!!!!!

Pencereden dışarıyı izliyoruz...Hala, gelen giden yok trene, peronda tek bir Allah’ın kulu yok , her yer ıssııııız…Kendimizi çaresiz hissediyoruz...

Hani basireti bağlanmak böyle bir şey olmalı…

Kendimizi kaçak işçi olarak gelmiş insanlara ( bir manada da kaçak ) ya da sığınmacılara benzetiyoruz içimiz ürpererek:(((

………

-Aman uyuyup kalmayalım

-Hareket edecek mi bakalım?

-Hangi yöne gidecek acaba?

-Sabah birde uyanmışız ki; bizim vagon hala Mestre İstasyonu'nda!!! diye abuk sabuk konuşuyoruz...

…….

Yıllar öncesinin ''Otobüs'' adlı Türk filmini anımsayıp gülmeye başlıyoruz;

-Kim inanır ki aldatıldığımıza…

Hem insana demezler mi; ‘’yasal olmayan bir duruma neden göz yumdunuz?’’

- Oysa gecenin o vakti, yabancı bir ülkede, başka alternatifimiz yok!!!

 

Saat 01.30 ve tren yavaşça hareket ediyor .Yaşasın!

-Gidiyoruz valla, bu da iyi ...Hiç değilse :))

Eşim dışarı çıkıyor, ortamı yoklamak için...

Trenşefiyle konuşma sesleri geliyor kulağımıza;

Hımm…İyi iyi...’’Demek ki adam gerçekten görevliymiş’’ diyoruz…(Dürüst dolandırıcı:))

Adamın parayı alıp, trenden savuşacağını düşünüyoruz ya…

…………..

Ama yine de ilerleyen saatlerde onu görememek endişesiyle bir gözümüzle koridoru kolluyoruz...

Nede olsa bizim geçiş vizemiz kendisi:))

……

Yastığımız, yatağımız rahat ama bizi uyku tutmuyor bir türlü…Gün ışırken, uğradığımız istasyonlardaki Almanca tabelaları görünce, Avusturya sınırlarına girdiğimizi anlıyoruz…Nisbeten rahatlıyoruz...İşte o zaman hafif bir uyku durumuna geçiyoruz hepimiz…

Alp dağlarının yeşil tepelerinden aşağı inen yoğun sis ve bulut tabakalarının, hele hele vadilerden süzülerek akan nehirlerin olağanüstü görünümlerinin tadını çıkaramıyoruz ne yazık ki gecenin tedirginliğiyle...

Bir korku filminin rahatlatıcı, yumuşak finalini izler gibiyiz üçümüzde...

Yağmur yağıyor...Yağmur kompartmanın camlarını dövüyor adeta…Gözalabildiğine yeşil... Çok hoş...

................

Tren Viyana istasyonu’nda durduğunda ise, kocaman bir ''şüküüürrr'' çekip, çıkış kapısına yöneliyoruz…

Bizim yakışıklı, sahtekar İtalyanımız aşağıda... En büyük gülümsemesi ile;

Bonjornoooo, grasiaaa !!!

Diyerek inişimizi izliyor ve arkamızdan el sağlıyor…

İstasyonda bavullarımızı sürüklerken, garip bir haz, keyif sarıyor yüreğimizi;

''Demek ki sadece bizim ülkemizin dolandırıcılarına mahsus değil, çalmak, çırpmak ! '' diye (Pöh, pöhhh...)

AB üyesi bir ülkenin resmi görevlisinin kalitesine bak :

Sadece bizden aldığı 250 euroyu bir akşamda cebe attı ,kendi treniymiş gibi rahattı adam canım, haftada 1-2 yapsa bu işi ‘’diyerek, bu dolandırıcılığı maddi açıdan muhasebeleştiriyoruz ufak çapta…( Bize neyse!? :)

Bavullarımızı istasyondaki emanet dolaplarına yerleştirip, Belvedere Sarayına doğru yol alırken; gece yaşadığımız gerilimin izlerini hala üzerimizde taşıyoruz ve yaşadığımız olumsuz duyguların geyiğini yapıyoruz...

Aldatılan biz değiliz esasen; Trenitalia firması...

Ama yine de bir aldatılmışlık hissi var içimizde…Neden acep?! diyerek :))

 

Bu yıl ki Homelink maceramıza; Homelink organizasyonunun tamamen dışında gelişen bu olay son mührünü vuruyor…

''Eh artık canım, bu kadar kusur kadıkızında da olur'' diyerek, kendimizle dalga geçmeyi sürdürüyoruz

Bir aylık mükemmel tatil yaşantısının nazar boncuğu olarak, anılarımıza yerleşiyor bu tren yolculuğu…

Uzun bir sürede belleklerimizden çıkacağa benzemiyor:)

[09:02:16] samimer: gönderdim 12 punt arial koyu olmasın

Yorum (yok) Yorum yaz!